6. Ha bir büyük Firavun’un ha küçük Firavunlar’ın şehri, hesap aynı hesap.

“Şehir Bir İnsandır” diyorum ya, az daha açıklama vereyim. Ademoğlu ademoğlunu “avlayıp” köle etmek için evvela “onun topluluk halindeliğini” bozup dağıtmaya ve tek tek yakalamaya girişir.

Zincirsiz iken toplaşmalarına müsaade etmez bir daha. Fakat köleden hizmet almanın tek yolu onların “topluluk halinde elleri/bacakları çözük çalıştırılmaları” ise işte o zaman “silah taşımasına ruhsat verilmiş” güya hür bir tür ulufeli ademoğlunun asker edilmesi lazım gelir. Elinden/ayağından çıkarılan pranganın “yüreğine ve ufkuna” vurulması sayesinde ancak “köleler üretime koşulabileceklerdir”. Kölenin bu “yürek-ufuk” prangasını ise “firariye serbest bir adımlık arazi bile yok” şeklinde kanıksaması için, şu, güya hür ulufeli ademoğluna o arazide devriye attırılır.

Gelgelelim köle sahipleri ile ulufeli sahipleri arasında bir ihtilaf çıkar da köle sahipleri asker sahiplerine karşı inatlaşırsa, askeriler, köle tutuklamak için değil köle sahiplerini tutuklamak için o devriyeye çıkartılırlar. Bir ademoğlunu hem köle hem asker edebilemeyecekleri için ve köle iş gücünün bir kısmını muhafız olarak ayırmak zaten “işlikleri verimsizleştireceği” için köle sahipleri muhalefetlerinden vazgeçeceklerdir. Geçmeyebilirler de. Çünkü asakiranın ulufelerinin verilmesi için asker sahipleri, “işliklerin veriminin devamına” muhtaçtırlar. Ama asakiran “köle koşmayı” bilmezler. Mesele bir “iktidar – hükümet” meselesi olduğu için “rahat mı battı canım, hadi unutalım herşeyi” meselesi sayılacak kadar basite alınamaz elbette…

Şu kölelik odaklı muhavere örneğindeki gibi çeşit çeşit “iktidar – hükümet” kaosuna karşı korunak edinmek amacıyla “ulufeli sahipleri”nin türlü türlü “üst sınıfları” “iktidara ortakçı” çıkan ilk öncüleri durdurmak ve yeni isyan sebeplerini de ifsadetmek için bir numara çeker: Köle sahipliğinden mahrum edilmiş veyahut diğer imtiyazlardan kovulmuş azınlıkları sahneye davet eder. Bu numaranın adı ise Liberalizm’dir. Baskın ve seçkin azınlığın tekelindeki hayat ve zenginlikleri “özgürlerin” geri kalanına aktarmamak için bir sebep de kalmamıştır üstelik! İnsan zekasının ilerlemeleri bunu emrediyordur zira! Tarih hep yeni özgürlük alanları fetheden “aklın” başarılarıyla dolu değil midir hem!? Bu numara çok işine yaramıştır muktedirin. Hâlâ yaramaktadır. Kölelikten “işçiliğe”, oradan sendikalı işçiliğe ve oradan da “işçi emeklisine” doğru çok kıyafet giyip çıkarmıştır Liberalizm. Güya hür fakir azınlık yurttaşlığa, sonra müteşebbisliğe, seçmenliğe daha sonra da tahsilliye, malikliğe ve zenginliğe ilerlemiştir… liberalizm yolunda!

Bu sergüzeştleri muvacehesinde nasıl şehirleri var olageldiyse ademoğlunun, o hesapla, şehirlerinin al birini vur ötekine. Şimdi “az çalışmak, mümkünse hiç çalışmamak için ilerlemek” mecraıdır şehirler. Hatta emeklilik sevinci için herhangi bir sebep kalmayacaktır yakında. Emeklilik sevinç duyuran bir şeyse zaten “çalışmak bir zül” demek olur bu hesapça. Şu halde “emekli olabilmek” için çalışmak da “ilerlemek” için çalışmak da birbirinin aynıdır. Oysa insan, çalışan değil iş yapan canlıdır. “Tembellik kazanmayı” gözettiğimiz için iş yapıyor olmak abes olduğu gibi, çalışmaklığımızı (arılar, karıncalar emsal) sırf tabiyatımızla açıklamak da muhaldir. İşbu abes ve muhal ama cari manzara adam olan insanın kanını dondurur, dondurmalıdır. Şehirlerimiz tam da aynı sebeplerle kan donduran şehirlerdir kezalik.

Demir Perde’nin şehirleriyle İpek Perde’nin şehirleri hem eskide hem yeni de hep insan kanını ya dondurdu ya lağımlara akıttı. Esirik Perde’ninkiler ve Meczup Perde’ninkiler de öyle. Ahmak Perde’nin köylüğünden başka iskanı zaten olmadı. Sentetik Perde’nin (yani Yeni Dünya’nın) kolonileri de öyle oldular ve hâlâ öyledirler. Sadece sentetikler değil, diğerleri de hâlâ öyleler. Çünkü özellikle Demir, İpek ve Sentetik havzaların şehirlerinden yayılarak onların mukallidi Özenti Perde’nin şehirlerinde liberalizm hesabının son numarası çekiliyor. Birey, firavunlaştırılıyor. The Pharaoh is equal to An Individual. Abesi ve muhali cari tutmak ne ki! İşbu abesi ve muhali meşru, faydalı ve insanidir belleten tezgahtan geçirilmiş halk, dünyanın serveti karşılığında maişetbendelik ve firavun keyfi satın alıyor. Şehirler ise bu zilletin hem sahnesi hem tuzağı hem çanağı değişen bir şey yok. Cani ve hilekar cürmünü inceltmiştir, değişik olan bir tek budur sade.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s