27. Şehri kandırmak kendini kandırmak.

Yeteneklerinin ayırdında olamamak pek bir eblehliktir. Dinlemeyi, gözlemeyi âlâ becerdiğiniz halde avukatların arasına karışırsınız! Dünyaya birşeyler söyleme yeteneğiniz de varsa, muhtelif vesileler durumu değiştirir tabi. Fakat en önde görüntü vermek ve ses etmek çok şöhretliler safında belletir elaleme belki sizi diye kanmak kandırılmak konusuna dahil olursunuz orada.

Cezbelerle, öykünmelerle girişmek şehir görünümünde insanı (ama insanı tabi) ya çok müşküle düşürür de ustalaşmak hemşehrinizin ve hem şehrinizin senelerini tüketince dişe dokunur bir şey yapabilinir. Bir ihtimal tabi. Elbet çoğunluk nafile geçirir insanoğlu ömrünü. Kişilerinin ömrünün çoğunu hem müesseselerinin ekserinin şehrin de.

Şehir olarak iyi şeyler yapmak istiyorsun, yapılsın istiyorsun ve o şeyleri yapma kudretini tutan mevkiye şehrini geçirebilmek için ne işler görmek gerektiğini hesaplayıp duruyorsun. Bu şeyler pek bariz ki kötü şeyler. İyi şeyler yapmak hevesinden geçmeyerek o kötü şeyleri yapacak mısın? “Yapmak adımlarının” ilkini nasıl attığın çok önemli. Attığın şu adım var ya! İşte o adım hangi yolu adımladığını nihayete dek belirleyecektir. Artık iki ihtimalden başkası yoktur orada. Ya hiç iyi işleri göremeyecek derecede kötü yolu adımlayacaksındır yahut çok küçük ihtimal o mevkii terkedeceksin de hiçbir şey yapmaz biri olup çıkacaksın. Hakikatin çele çöpe karıştırıldığı nokta işte tam da burasıdır. Kötü şeyleri hiç yapmamış kişinin “iş göremezliğe iteklenmesi” bu noktadan itibaren başlar. Dünyanın kaç bucak olduğunu! kendi kötü işlerini bile beceremediğini görünce öğrenmiş kişilerin yahut o kötülüklerden geri adım attıran başka vesilelerle öğrenmiş kişilerin işbu mahut tecrübeleri “ilk iyi adımla” başlayanların desteksiz bırakılmasına bahane edinilir.

Yoldan sapmak pahasını tahammül ile olursa olsun neticesi malum mevkiye varacak o ilk adımı attıktan sonra zaten nihayette elde edeceğin yere geldin demektir. Aymak zaman almıştır tek farkla. Meşum şahsın nafile işleri meşru işlerin şahsına iftira tutulur olur çıkar hatta.

Gerçekleşmesini istediğiniz şeye karşı olan bir (bu) hemşehri, sizin “görüşlerinize saygı duyuyorum” demenize kanar mı? Kandırmayı başardıysanız eğer “karşıtlığın ederini” bulmuş, ona ödemiş ve esasen o adamın “karşıtlık” diye bir malın tüccarı olduğunu ispat etmişsinizdir.

Geriye kalan kişiler bir seyirci güruhtur sadece. Ve bu güruhun tezahüratı ile yuhalaması arasında değişen nabız Kanma-Kandırma tabelasından başka şey değildir. Bu güruh kandıranın da kananın da işine yaramaktadır muhakkak. Rekabetlerin, savaşların nicesi sırf bu işe yarayışlı güruh üzerinden yaratılır zaten. Bugün o tabelaya “seçim sandığı” ismi verilmiştir.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s