30. Düşe düşe “adrese dayalı nüfus sayımı” diye bir gaflete mi düşecektik!..

2007 yılında yapılan nüfus sayımı gerçek hazarımızla ikamet beyanımız tutmuyor olduğu için “adrese dayalılık” dikkatine rabtedildi. Nüfus Kütükleri ile İkametgah Senetleri arasındaki tenakuzu bertaraf etmeye azmetti yani Türkiye İstatistik Kurumu. Ve o saymacadan sonra hasıl olan defterler Belediye Başkanlıkları’na ve Nüfus Müdürlükleri’ne teslim edildi. Bu defterlerin güncel tutulması da bu iki kurumun katiplerine terkedildi. Bu tasarruf hatt-ı tecellisinden bir itiraf çıkarımı yapmak kabildir: Hemşehrilik sadece bir lafzi ibaredir Türkiye’de. Bir şey daha yapıldı o sayımda. İlan edilmediği için bileni pek azdır. Türkiye’nin nüfus envanteri Google Firması’nın kütüklerine de kaydedildi. Bu dolayımla ABD hükümetine de bildirimde bulunuldu yani. Google Maps ismiyle maruf sayısal haritalardan izlemek isteyen artık Türkiye’de yaşanan savrulmayı izleyebilecektir bu tarihten itibaren. Hem de Kimin hangi adreslerden hangi adreslere yuvarlanmakta olduğunu ve dolayısıyla Türkiye Halkı’nın ikamet devinimini monitöre edebilecektir.

Kimin nereli olduğu belli değildi çünkü. Zihnimizde nereli olduğumuz (Beykoz’da oturuyorum elli yıldır ama ailem bana hâlâ Gerzeli’sin diye dayatıyor) birçoğumuz için yine muammadır ya, neyse! Oralı olduğunuzu söylediğiniz yer orada yaşadığınız anlamına gelmiyordu. Bu iki şehrin ikisi de ülkemiz dahilinde olan şehirlerdir ama birisine Avrupa’daki bir şehir muamelesi yapmaktaydık. Nerede ne kadar insanın yaşadığı anlaşılmıyordu.

Bu bellisizlikleri aşmak isteyen kim idi? Niçin aşmak istiyordu? İkametgah göstergelerini anlamak azmi hangi maksada mebni idi? Malın imalat yeri, faaliyetin mahreci, gerçek ve tüzel kişilerin ikameti belli değilse hiçbir istatistiğin anlamı olmuyor zaten. İkamet göstergelerini anlaşılır kılmak paranın ve mesleğin hareketlerine dair anlayışı tamamlamak için elzemdir. Türkiye’nin kütüklerindeki işbu anlaşılmazlık 2007 yılından bu yana biraz daha giderilmiştir. Geçecek zaman içinde, karar kılınan “güncelleme otomatları” bihakkın işletildikte kütüklerdeki “anlaşılamazlık” kusuru da giderilebilecektir bundan böyle. Ama kim için önemlidir bu?..

Sanayi Bakanı da kezalik yaklaşık bir ay kadar önce mal ve fail kütüklerinin kayıtlarında yaptıkları geliştirmeler sayesinde “iktisadi monitöring”i tam yapabiliyoruz artık demiştir. %95 bir temenni değerindeki bu beyan, aslında, arazi kullanım sınıflamaları tam güncel ve legal haline getirildiğinde %100 doğru değeri kazanacaktır. Elbet… “kentsel dönüşüm” dedikleri mesai nihayete erdiğinde mümkün olacaktır bu güncelleme. Lakin %100 başarım için ihmal ve savsaklamaya geçit vermeyen bir “sınıflama” yapılabilinmelidir.

Ama bendeniz ihtimal vermiyor bu başarıma. Sırf “zevahiri kurtarmak” adına iş yapmakla zikredilen başarım tahsil edilemez. Şu satıra kadarki özetinin bile okuyucuyu yorduğu işbu yeniliklerin zevahiri kurtarmak adına yapıldığı şuradan bellidir ki, Türkiye’de, “bilgiişlem uzmanı” bir elin parmakları sayısıncadır. Ve bu kişiler de “iş göremezliğe iteklenmiştir”.

Şahsın, amacın, nesnenin, faaliyetin ve sonuçların “nereli olduğunun” bellisizliğe gömülü durması kimi rahatsız ediyor diye sorduk ve “bu bellisizlik nasıl aşılıyor” sorusuna özet bir cevap verdik. Bu rahatsızlığa ve rahatsızlığın nasıl-niçin giderileceğine ilişkin açıklamanın Türkiye’den bir amir-mesul iradenin umurunda olmadığını ihsas ettirdik. Bütün bunların “düştüğümüzü telaffuz ettiğim gafletle” ne gibi bir illiyet rabıtası var? Şöyle bir bağlantısı var:

  1. Ölçülebilir, karşılaştırılabilir, standart tanımlara uydurulmuş iş, işçi, işlik kütüklerini isteyen Uluslarüstü Küresel Finansal Organizasyonlardır, Türkiye değildir. Çünkü Türkiye’de İŞ YAPILMAMAKTADIR. O organizasyonların emrine uyulmaktadır.
  2. Köylü köyünde şehirli şehrindeyken yani tarımcılık modası esnasında mevcut kütükler hem güncel hem anlaşılır idi. Fakat sanayicilik modasıyla  Köylü köyünden ve Şehirli şehrinden edildikten sonra iş, işçi, işlik kütükleri bozulduğu gibi yanısıra bozuk bir ikamet kütüğü oluşması Türkiye’nin hiç umurunda olmadı. Çünkü Türkiye’de İŞ YAPILMAMAKTADIR. O organizasyonların emrine uymak istediği halde emri anlayabilecek kişi de kalmamıştır.
  3. Köyü ve Şehri berhava eden bozulmanın çişleri bile iştir sanmak ahmaklığını doğurduğu sıralar o organizasyon Türkiye’ye tüccarlık modası getirmiştir. Fakat gelip görmüştür ki ne, nerede, ne zaman, kim, niçin, nasıl sorularından hangisiyle ilişkilendirildiğinin okunabileceği tek bir satırlık kayıt yokmuş Türkiye’de. Bari Ne ve Nerede sorularının cevaplarını veren kayıtlara önceleme kararı alarak bizi Google’dan okumaya geçmiştir.

Yani “yerimizi bellisizliğe” gömmüşlüğümüzü bize anlatmaya katlanmayarak bile, kafir, yerimizi bize belli etmeye girişmiştir. İşten, işçiden, işçilikten maada TÜKETİM’dir artık Türkiye’ye yazılan çünkü. Neyin Nerede Tüketildiğinden başka hiçbir önemli kayıt yoktur kendi indinde Türkiye dolayımında. Bu manzara bir düşmüşlük değilse, bir gaflete düşmeklik değilse bana bir kişi göstermelidir: Metadata ve datasphere beratı var mıdır Türkiye’ye ait? Ve bir kişi de açıklasın; niye avukatların geliratının tepe kalemi mülkiyet ihtilafları idi şimdiye kadar ve şimdilerde de ikinci başat gelirlerini Tüketici Davaları’ndan kazanmaktadırlar?

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s