34. Hemşehrinin itiyadına muvafık müşterek meramları tatbike teşyi makamı.

Kamgüzar kişiye mevarid gerek. Müşterek meramlarının icraına eren şehirli tuttuğu yolun onu nereye götüreceğini biliyor olmalıdır. Şehirlinin bu tür bilgisi, “erdiren el ve alet” ile “erilen meram” arasında muvafakat bulunmasına bağlıdır. Vekalette aranan namus bu bağlantının sıhhatle kurulu olması demektir. Kamuoyuna uyan vekil namus ehli kişi olduğunu ve aynı sıra şehirli de muradettiğine reşit olduğunu böylece göstermiştir. Buradaki sıhhatin vekil ile müvekkil arasındaki ümidi.. sahib-i mesken ve encümen irtibatında; “ne amaçlandığı ve o amaç için ne işlendiği” bahsinde hemfikir, hemdem insanları gerektirdiği aşikardır. Yani beldenin işleri o belde sakinlerinin işledikleri işlerden tevellüt eder. Beldenin işleyişine memur zevatın iş işlemesiyle o beldede iş işleyen sair zevatın işlemesi örtüşmüyorsa sadece encümen sadakati değil aynı zamanda iskan edenlerin işleri de çoktan ifsad olmuş imiş demektir.

İşbu tesbitlerimizin müsbet örneklerle teşhisi pek kabil değildir maalesef şehirlerimizde. Bilakis teşhislerimiz mezkur tesbitlerimize mugayirdir. Biri “ulaşım” diğeri “dinlence” olmak üzere zaruretlerimize ve ferahlalıklarımıza dair iki örnek arzedeceğim.

Şehir içinde bu yerden şu yere gitmek ihtiyaçlarımız cümlesinden bir fasıl olarak “talebelerin evden okula gidiş gelişlerini” ne hale soktuğumuza bakalım. Çocuklarımızı okula götürmek ve okuldan eve getirmek ihtiyacı her hangi işten biri dairesine sokulmuş durumdadır. Hatta “ihtiyacımızın istismar edilmesini fırsatçıların semirmesine açmışız” denir halimize. Çocuklarımızı okula götürüp getirmeyi hususi fakat umuma açık hizmet iştigallerinden biri mertebesine yükseltmişiz çünkü. Oysa umuma arzedilesi bir hizmet değildir çocuklarımızın okula ulaştırılması. Çünkü çocuklarımızın okula gidiş-gelişleri imece maslahatındandır. Okulluyu taşıma işlerini üstlenmek ile işçiyi taşıma işlerine hizmet sunmak aynı kefeye konmuşsa orada bir fesat vardır. Zaten şehir içinde, mufassal taşımacılık sebepleri haricinde doğar ulaşım ihtiyaçları ile şehirlerarası mufassal (mal ve hizmet) taşımacılık talepleri biremsal tutulmuştur ki fesat ve fasık oradan yol bulmuştur. Belediyecilik maslahatımıza dahil “okul meşgaleleri” sadece binaların bakım ve onarımından ibarettir bellenmişse ne belediyedeki ne de mekteplerdeki işleyiş mihrakında seyrediyordur. Bu meyandaki işler çığırından çıkmış demektir. Belediye şoför, gözetmen ve organizatör temini işini üstlenmelidir oysa. Bu üstlenmenin şekli ve işleyişi ancak teferruattır. Mesele itiyatların künhüne muvafık nazmı keşfetme meselesidir esasta. Ne iş işlediğimizin cahiliysek eğer avam ve havas hep beraber başka ne türlü abesle iştigal ettiğimizin kıymeti yok tabi…

Şu işaret ettiğimiz tenakuz kelalakadır diye itiraz edip nakzedenin açığından alay fırsatı bulduğunu sananlar şu suali cevaplasınlar: Okulluyu taşıma işi madem serbest, mazbut, müsbet bir “teşebbüs” mevzuudur, niye şehrin vilayetine memur ve emanetine muvazzaf eşhastan müteşekkil kurullar (ulaşım koordinasyon kurulları) taşıyan ile taşınan arasındaki ilişkiye karışıyor? Biri il eğitim müdürü olarak taşımacıdan fiyat tenzilatı için pazarlığa oturuyor diğer ikisi vali ve reis sıfatıyla taşıma güzergahlarını çiziyor, neye dayanarak!? Madem bu konu bir alış-veriş hukukuna tabidir, ahali kime isterse ne kadara anlaşırsa ve hangi güzergaha razıysa o şekilde çocuğunu okula gönderir ve eve getirir; şehrin işleyişine karışanlar bu işe niye karışıyorlar ki!?

Bir de şehrin ferahlık mahallerinden revaç bulanlar cümlesinden bir fasıl olarak “kıyıdan balık avlamak zevkşinaslığı” ne hale düşmüştür bakalım hele. Vilayet, kaymakamları eliyle zevk ehlini vesikasayla zabtediyormuş. Belediye zabıtası istediğinde eğer, oltacı, vesikasını ibraz edemez ise ceza makbuzu kesmekteymiş. Ne muvafakat ama değil mi?! Oltacı için can emniyetine mi, abdesthane tesisine mi, otomobilini bırakma yeri açmaya mı… ve’l-hasıl-ı kelam hemşehrinin hangi ihtiyacına azmedildiğine yoracağız işbu mevazı, neye yoracağız? Hal ile nizamın hangi itiyada muvafık olduğunu anlamak kabil değil ve’s-selam.

Kalemiye ve ameliye arasındaki kopukluk, ameliyemizin de kalemiyemizin de kendi mihrakından kopmasından sonra vuku bulmuştur. Bu iyi biline. Amaca ulaşmak o amaca ulaştıracak yolu muktezadır. Ama daha önce bir amacı olan insan lazım şehre. Aksi halde namus ne kamus ne boşversene!?

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s