45. Şehrini iktisatçılara bırakma ki ülkene de iktisat uzmanların baksın.

İktisatçı var İktisat Uzmanı var. İktisatçı dediğin aslında alım-satım defteri tutan muhasebecinin finans organizasyonları dersi okumuş olanından başkası değildir. Ve bunlara İktisat Uzmanı denmesi mümkün değilse bile iktisatçılar iktisat uzmanlığını gasbetmişlerdir. Çünkü memlekette iktisat uzmanlarına kıran girdi.

Alım-satım, ekim-söküm, takım-bakım, yapım-çatım, atım-tutum, edim-yedim, ilahiri oluş-bozuluştan müstahreç malumatı çalışan insanlardır iktisatçılar da iktisat uzmanları da. İktisatçının bu hudusa çalışması, onların kaydedildiği defterleri yani istatistiklerini okumaktır. Ve ezber şaküllerle o okuduklarının düştüğü yere işaretini koymaktır; aferin, dikkat, iyi, düştü, kalktı… bilmem ne işaretiyse işte. İktisatçı hangi edim-yedim hangi alım-satıma ne türden ne zamanda ve niye tesir edeceğini nazar edemezken işte o nezarete basireti yetişen kişiye biz iktisat uzmanı deriz.

Bu fark nemize ne yarar getirir yahut zarar peki? Şöyle… iktisatçı “hasaset ile iktisadı” birbirinden tefrik edemediği için heveskarın hasasaten eylediğini de azimkarın kasadeten eylediğini bir kefeye koyar. Ama iktisat uzmanı hasseti de kasveti de nedreti de kasdeti de tevkif edebildiği için manzaranın münderecatını, tafsilatını, tavsifatını, te`smiatını borçlu olduğumuz kişidir. Ve makasıtları gözünden kaçırmaz, terazisinden düşürmez.

Yani sonuçta rakamları ve rakam getiren mutadatı deftere geçirirken rakamların yükselmesini ve sebeplerin çoğalmasını ancak farkeden iktisatçı der ki: İktisadımız İyiye Gidiyor. İktisat uzmanı böyle demez. Ne der?: Şu ve şu maksada müteessiren zuhur eden işbu tahvilin sıhhatini muayene edelim bakalım der ve o muayeneden sonra şöyle zabtedelim veya böyle asan belleyelim diye karar eder…

Çünkü iktisatçı defterdarlığını yaptığı iktisadi alemin künhünü bilmez, mevkufunu düşünmez. Bi’l-akis iktisat uzmanı zaten bunlara muttali olduğu için iktisat uzmanıdır efendim. Peki bu dersin şehirle ülkeyle ne ilgisi var, değil mi?

Laakal istatistik okumayı öğrenmiş olan iktisatçılardan bile aşağıda olan maliyeci ve muhasebecilere 100 milyar lirayı teslim ediyorsak şehrin yıldalığından, bunların her bir imzasıyla günden güne o kadar parayla ancak düşülebilir bir israfla ve münhalle şehrin iflası keşide edilir. Ama şehrin kapılarına kepenk vurulmak diye bir şey pek ve pek çok nadirattan olduğu için, yani dükkan hâlâ işlediği için iflas edildiği iktisatçılar tarafından anlaşılabilinemez bile. Ve iflas girdabında sürüklenmeye devam ederken şehir, bizim şu iktisatçılar kademe-kıdeme aldıkça alır ve ülkenin iflasını keşide edecekleri makamlara iştigale gelirler. Şehri de hem o raddeye… yani ülkeyi iflas ettirir makamlara iştigale getirirler.

Şuradan omuzlasan oradan yıkılan, beriden tutsan öteden yamulan bir acayip kerevet misali duruma düşer nihayette vatan. Vatan artık devlet denen şirketin arpalık aradığı, bulduğu bulamadığı bir tınaz gibi titrer durur. Devlet sükut kabul etmez olduğu için zevahiri kurtarmak gereklidir ve mesela bugünkü günde olduğu gibi Şehir Kıt’aları ihdas edilir-bozulur böyle bir oyun yürür gider. Şehir Kıt’aları yani Büyük Şehir Belediyelikleri. İlaveten Şehir Projeleri.

Peki iktisat uzmanına ne teslim edilir? Bütün bir hazine mi? Hayır. İktisat uzmanları herhangi birşeyi teslim falan almazlar. Eğer ille bir şeyi teslim almış olacaklarına aklınız ancak erecekse, biz iktisat uzmanlarımıza “istikbalimizi emanet veririz”.

İktisatçı hiç haddine olmadığı halde yetkili kılınınca ilk elden ne yaptı bu memlekette biliyor musunuz? Güherçile ustalarını ve tezgahlarını dağıttı. Onları ve işini baruthanelere teksif etti. Ellibin çeşit tul’u olan debbağlığı saraçhanelere teksif etti. Bugün yobaz yobaz Ahilik Haftası anmaları yapıyor ahmaklar. Oysa Ahi yoktur bu memlekette neredeyse 250 senedir. E ama Ahiler de hükümete tehdit teşkil eden “herifçioğlu” kesilmeselerdi mi dediniz! Peki nevzuhur bürokrat ve bankerler Ahiler’den geri mi kaldılar? Orduda süvari kıtaları devam etseydi sayacılık bile ölmüştü çoktan. [Hale bakınız süvarilerimizi feshettik diye sevindiğim bile sanılabilir zahirden.] Devlet müşteri olmak garantisi verene kadar yaşadı zaten sayacılar ülkede. Aynı katliam camhane, dökümhane, dokumahane ve birkaç önemli mümtaz-mümtezac alanda daha serdedildi iktisatçıların elinde… bu ülkede. Bu tadadı satır doldurmak için yapmadım.

Bu saydıklarım sadece iktisada ilişkin neticeleriyle sınırlı müessir kararlar değil. Şehir en önce müteessir oluyor. Asla mugayir bu yenideki işlikler ve işliler bugün ölüp ölüp diriliyorlar. Ama eskisi ile (teklifte-analizde) yenisi arasındaki illiyeti tayin eden iktisat uzmanları bu müdahaleye itiraz etmişlerdi. Ahilik bir gelenek yoludur. [Ahilik’in ananalerinden söylemiyorum. Bir geleneğin taşıyıcı cihazlarından biridir ahilik diyorum.] Ahilik ölünce ve onların sırtında yürüyen işliklerin-işlerin de yeni kurulan fabrikacılıkta yürümezliği ortaya çıkınca büsbütün “iş bilirlik yitirilir maazallah” diyerek ancak ve ancak tersaneleri kurtarabilmişlerdi. Tafsilatın sükut ettiğim sözlerini siz tamamlayınız. Yazdıkça “acıperest” gibi hissettiriyor bana bu tür münderecat. Acı verdiği halde yazarak deşiyorsam, hazzediyorum mu ne işkenceden diyorum kendi kendime. Ben kısa keseyim efendim.

İktisatçılara, maliyecilere, muhasebecilere iktisat terkedilirse şehir; ne arazisinin iktisada muvafık tasarrufu kalır şehrin ne işleri ve işlikleri ve de iş bilirlikleri kalır hemşehrisinin. E nihayet ülke diye bir şey de durmaz istikbalde. Çünkü “iktisadi deveran” diye bir şey kalmaz bünyede.

Mesela bugün hiçbir iktisat uzmanının bile teşhis koyamayacağı al-ver sürgit sürüklemektedir ülkeyi. Vakıf olunacak bir künhü görülemez Türkiye’de iktisat diye isimlendirilecek bir şeyin. Kalmamıştır. Şehir de kalmamıştır Türkiye’de maalesef. İktisadi hüviyeti kollayıp gözetecek iktisat uzmanları yoktur çünkü. Var mı? İktisat ve Tarih mesleklerine devam etmiş iki alim şahsın yaptığını yapacak iktisat uzmanları var mı yani Türkiye’nin: Mustafa Akdağ ile Sabri Ülgener’i söyleyeceğim. Akdağ bedenini Ülgener ise ahlakını teşhis etmişlerdi, tayin, tesbit, tavsif, tasvir, tasnif etmişlerdi ülkemizin eskideki devrelerinin. Var mı şimdiki halini söyleyecek bir iktisat müdavimi? Bugünün iktisat uzmanları ancak ve ancak Türkiye’de iktisat bulunmadığını söyleyebileceklerdir ve niye bulunmadığını ve nasıl bulunmaz olduğunu. Gerçi bu uzmanlığa ermiş iktisat müdavimi yok ya Türkiye’de, sorduk bir kere.

Üniversiteli veya Hükümetli veya Gazeteli veya Televizyonlu isimleri mi ibraz edeceksiniz yoksa!.. Onların “ne”ci olduğunu açıkladığım anlaşılmadı o halde. Belki şuralardan okunursa anlaşılacaktır:

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s