46. Demokrasikleşme mi sünnileşme mi şehrimizin siyasi amedidir?

Merhaba, Beyefendiler. Merhaba, Hanımefendi. Hayretime ayan gelmiştir.

Müpheme itilmiş fakat “lazım çekişmeye!” deşici yönden yarayışlı meseleleri açmak içinmiş Mustafa Öztürk’ün Star Gazetesi Açık Görüş eki – 29 Eylül Nüshasındaki “Hakikat münkeşif olunca şeriat mürtefi olur mu?” yazısının yayımlanması demek ki. Bravo! Halime. “Rakamlarla” ispat edilmiş iğva ve iğfalleri ortaya koyacak ve bu sayede “ihaneti veyahut kifayeti” izhar edecek “tartışmaları” yayına çıkarmayan sansüre rağmen “Duyguların” iğva ve iğfalinde işletilmeye müsait olduğu için “sükut edilmesi yakışacak” tartışmaları aksine yayına çıkarmak işi size yaptırılınca Halime, işte o zaman daha bir yıkıcı oluyor.

Ne kadar “sünnilik siyasi tekliftir”. Bu teklifin karşısına şathiye ile cezbeyi çıkarıp “akl-ı selimi” karıştırmaya kalkışanın sonu gelmeyecek. Öztürk boşuna yazmamıştır. Fakat sünniyenin “mezhepleri kargı tutup müslüman vücudu deşmek” karşısında müminlerin can simidi kıymetinde bir siyaseti olduğunu ima bile etmediği halde Öztürk, Kaluç tarafından Şenol Kaluç’un Star Gazetesi Açık Görüş eki – 06 Eylül Nüshasındaki “Tasavvuf -Alevilik İslam dışı mı?” yazısında art niyetli ilan edilivermiştir. Öztürk, sazende-hanende Arif Sağ’ın adını yazısına katmasaydı da “bu iş siyaset işidir ve Dandanakan Savaşı’ndan bu yana İslam’ın siyasi ve askeri gücüne yaramıştır” deseydi bile saldırıya uğrayacaktı zaten. Sünni adamın sofu ve zahid adamla ve hatta rind ile bile bir derdi yok efendiler…

Fakat Kaluç, şathiyeyi, cezbeyi, cennanı “iradenin-tercihin” karşısına sanki emsaliymiş gibi getirirken hasbiyeti mi müdafaa etmiş oluyor yoksa münafıklara mı teçhizat taşıyor farkında değildir inşallah. Hem de bu lojistik içine Yunus Emre’yi bile katabilerek. Hafazanallah.

Şehir-Taşra ayırımının ortadan kalktığı işbu zamanlarda mecnuniye ve meczubiyenin müesseseleştirilmesinden mansıplı zümre, o doğal şehir-taşra ayırımın sağladığı yine de doğal ortamı kaybetmenin yerine yeni ama zorlama mevkiler elde etmek için elbette boş durmayacaklardır. Kaluç, bu zümreye yarayışlı yazmaktadır.

Halime de bu zümrenin böylesi iğfalleri başarmasına yarayışlı bir editörlük yapmaktadır.

“Münafık foyası ortaya çıkarmak” müslümana ne farz ne de mübahtır. Ama “günahsa bana günah, o da sana göre günah savunması üzerinden müslüman olduğunu” ileri sürmek münafık için vaciptir. Dünyada hâlâ sünniyenin sağladığı can emniyeti varken, ancak bu sayede “ama ben böyle inanıyorum” diyenleri görmek mümkündür. Alevilerin mümkünü sünniler gölgesinde caridir. O da kalmayınca göreceğiz ve gördük ki “istemeye istemeye müslüman olduğumu göstermekten bıktım” diyenler ortaya çokça çıkmıştır.

Kısaca, Aleviler siyasetten anlamazlar yani. Öztürk’ün yazısı sünnilerin zihinlerinin iğfaline meydan bırakmamak için yazılmıştır, o faydayı muciptir. Aleviler’e niye saldırılmış olsun ki!..

Şehrin ihyaı eğer demo-krasi-k-leşme paketçilerine veya alevileşmeye kaldıysa cehennem dünyadada muhakkak demektir.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s