59. Bu tekne bu hamuru kaldırmaz diyorlar!..

Ve ne yapıyorlar? Hamur yayılmasın tedbiri olarak mesela “su katmayı” bırakıyorlar mı? Peki pekleşsin diye un katıyorlar mı? Ya da üstünü örtüp havayla temasını kesiyorlar mı? Hayır. Hayır.

Hemen fırınlayıp kurutuyorlar. Hamur kururken kabarıyor, yükseliyor. Yani anlayacağınız; tekne dediğim mahalle, şehir ve hamur dediğim ise mahallenin, şehrin nüfusu. Fakat biz ne hamuruz ne de teknede yaşıyoruz. Gelgelelim başımızı soktuğumuz yeri tekneye çevirdiler ve başımıza geleni de hamura edilene… Hamur değiliz lakin beğenmesek bile hamura benzettiler bizi. Ve bu sakınılmaz halden kurtulmak istetilen bize hamur muamelesine razı olmak dayatılıyor. Cıvık ve cılk hamur sayılmayı kabul ettiysek üstü süslenmiş olmayı kâr belleyip blok blok apartman hücresi kalıplarına dökülüp kat kat üstüste dizilmiş kurabiyeler gibi kah tuzlu kah şekerli pişirilmeyi bekleyeceğiz, beklemekteyiz.

Kentsel Dönüşüm dedikleri unlu mamuller imalathanesi raconlarından dem vuruyorum. İyice benzetmişler zaten bizi, yetişir bu kadarı. Biz gerçeklerin tadadını çıkaralım da kurabiyecinin mutfağını başına çalalım hele. Mesela Çamlıbahçe Mahallesi diyelim…

30 bin m²’den alelade taksim edilerek yerleşilmiş hisse tapulu bin tane evlik yeri var mahallenin. İlaveten 20 bin m² hazine arazisine alelade ve parça parça konarak, tapusuz bin tane daha evlik yer açılmış. Hem de “askere elle diktirilmiş orman-koru” arazisinden açılmış. Bu evlik yerlerde birer tane hane değil, hal-i hazır ortalama 3’er kat hesabıyla 4 bin [ila 6 bin] tane hane var mahallede. Nüfus 12 bin ila 15 bin arasında. Bugün itibariyle bu hanelerin sahipliği o hanede oturana değil fakat o hanelerden birinde oturan bir kişiye ait. 4 katlı bir binada hazır 8 hanenin hepsi o hanelerden birinde oturan bir kişiye ait. Kimisi ise 5 katlı ve beş haneli bir bina. Ve o bina, binadaki hanelerden birinde oturan bir kişiye ait durumda. Bazısında da bina sahibi, o binada oturmuyor. Çok azı tek parsel ve tek haneli duruyor. Sahibi olmadıkları hanelerde oturanlardan bir kısmı kiralayan bir kısmı müstakbel mirasçı. Az bir kısmı ise zaten hisseli olan evlik yerin miras dolayısıyla hissedarı… yani nereye sahip olduğu bile belirsiz kişiler. Bu… tapu paydaşlığı için geçerli bir envanter. Bu envanter çözümlemesinin neredeyse yarısı mülkiyeti hazine arazisine tecavüz haliyle illetli. Yollar da yaya ile araç müşterek kullanım durumunda. Cadde kisbetinde sayılanları 6-8 metre genişliğinde ve sokak kisbetinde 3-5 metre genişliğinde. Bina veya hane kapısının doğrudan bir patikaya ve merdivene açıldığı güya yollar da var. Çıkmazlar da var epeyce. Üç mahalleyle sınırı var. Güney – Güneybatı yönündeki ikisiyle sınırı bir dereyle çizili. Kuzey – Kuzeybatı yönündeki diğeriyle sınırı bir çatağın tabanından geçen dar bir cadde. Güneydoğu – Doğu – Kuzeydoğu yönü cılız bir koruluk. Koruluğun arkası bir orman içi yol, o yolun arkası bir askeri saha ve daha arkası ise Boğaz Suyu.  Bir çukur düzlük ve o düzlüğe nazır karşılıklı duran iki tepelik bir yüzeyi var mahallenin.

İşte bu mahalleyi “yaşanabilinir” kılacağız. Hadi bakalım ne yapacağız?

Arkası gelecek. Bakalım bizi nereye götürecek!..

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s