61. Pozitifler, makbuller, muhafazakarlar şehri mi teklif ediyormuşum!..

Ne kadar da cezbedici kelimeler değil mi; pozitif, makbul, muhafazakar? Fakat mafevkimde hiçbir ihtiyar değerleri yok. Çünkü… yemediği halt neredeyse kalmamışken bir iki meselede müsbete devam eden adamlardan “gün gelir lazım olur, eline düşeriz belki” hesabıyla teması kesmeyen sırf menfaatçi kişinin yaşattığı kavrayışların adıdır bunlar.

Biz pozitif olanı değil; umuma teşmili icabeden şartlar için “orta yolu” inşaa yahut ihyaa azmeden bir ümmetiz. Her ne kadar faal imamsız isek de, her birimiz dar-ı bekaada bizi bekleyen imama serbestiyiz. İslam’a giren, bu halinin farkında olmayabilir ve fakat mümin oluşu, bu ilkeyi şahsında teşhis etmesiyle vuku bulur müslümanın. Muhsinlere duhul ise malıyla, canıyla cihadı ve himmeti ve fedayaı Allah hediye edince vaki biliriz.

Fıtrat ve tabiyattan gelen itiyatlar, beşeriyetin faal ve sari muhatarasına yaygın tıynetler, dünya hayatdaşlarının istikbale dair müşterek-mükerrer malumatlar; bizi, umuma müyesser anonimden, evrenselden saydırıyor diye “pozitif insan”… ve dolayısıyla “pozitif şehir” teklif ettiğimiz düşünülüyor kimileri tarafından. Yahut bu yolla pozitif insan ve giderek “insanlık dini” telkinlerine katmaya çalışıyorlar. Lakin August Comte (Ogüs Komt) düzenbazlığıyla alakamız sadece ve sadece Komtgiller’le can düşmanı olmaktan ibarettir yani.

Biz bir “iyi insan modeli” de teklif etmeyiz. Amedi hak ve senedi gerçek olan ve zaten o sayede manası bi’l-farz makbul bilineni ihtiyarımız belleriz. Başka, değişik yahut zıt mülahazalarla zikredilen “ehven kişi menahici”ne itibar etmiyoruz. Hakkın ne müteradifi ne eş anlamı vardır zira. Hak varken “iyi” de ne oluyormuş!.. “Mutlak iyi”; zırvalardan bir zırvadır indimizde. Sebahattin Zaim maslahatgüzarlığına ihtiyacımız da tedahülümüz de yoktur. Zaimgiller’e Allah akıl fikir versin yani…

Şehrimizi “ihtiyaçlar hiyerarşisi” güdüklüğüyle izah etmeyiz biz. Şehir ne zaruret ne zeka ne de zevk muhaveresine gelir bir mefhumdur zira. Allah rahmeti üzerine yazdı. O vaadini tutmakta ve biz O’nun eline vesile hadis azmi(miz)le iş işleriz. Hayra azmederiz, hayrı talep ederiz ve bir şehir hasıl olur. Garezle iş işleyen de hayrın gayrısında talep ettiklerine “verilmiş mühlet” muvacehesinde Allah’ın yatışmaz yaratışına vesiledir. O verdiği mühlette ne bir tehir ne bir tecil yapar. Ve bir şehir mahvolur.

Gelelim muhafazakara. Roger Garaudy’nin (Roje Garodi)… Üçüncü Ahit samuramasını bilirsiniz. Bertrand Russell’ın (Bertran Rassıl) The Conquest of Happiness yorumundan muharreç proje metni desem farketmez. Musa’dan, İsa’dan, Muhammed’den mülhem ve fakat beşeriyetin eğip bükdüklerini tezkiye etmekle vaziyeti berkemal(!) yutturanlara elbette katılmıyoruz. Şintoizm orada duruyor hoş. Muhafazakarlığın ve “alemle gelene riayet”in en âlâsı varken, bizi Üçüncü Ahitçiler’le demlemek yerine Şintoistler’e yakıştarsalardı ya.

Biz kozmopolit teklif etmiyoruz. Sentezlemek yolunda senteze katılır-katılmaz elemesi için kurulmuş bir tezgahtan başka manası bulunmayan muhafazakar şehirler tekliflerini muteber saymadığımız gibi tasvip de etmiyoruz.

Ezcümle, bilhassa şiya enflasyonuna bir tane daha olarak katılmamaya dikkat ederek ve “kimimizin kimimize hıncını tattırmaya gücü yeten” Allah’ın gazabından bir manevrayla sıyrılmaya kapılmayarak ne o tarafa ne şu tarafa meyletmeksizin… başladığımız yerde duruyoruz.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s