67. Sanrı’dan tanrı’ya sancı’dan tanrıcığa, kandırıdan kandırıcıya kurtarıcıya!..

Kandırıdan kandırıya, kurtarıcıdan kurtarıcıya fark var. Çünkü kanmaktan kanmaya fark var ve kanandan kanana fark var. Kurtuluş ve kurtarıcı “seçmece” mal yani. Seç, beğen, al. Ya da alma. Unuttuk mu kandırıcıyı!.. Hayır. O sensin. Kezalik insan en kolay ve en önce kendini kandırır. Kandırıcısı kendisidir insanın.

“Bak işitiyor mu hiç!” Bu söz yetişmekte olan insanının kayıtsızlığından gına gelmiş “yetiştirici” insanın dilindedir daima. İşitmez tabi. İşletmeyecek çünkü. Kulağından giremez, girse de girdiği gibi çıkar sözü işletecek değil ya. Kendi içinden gelen sözü işitiyor ve işletiyor keza. Kendine söylediği söze kanar beşer. Kanar sana sanma. Kanrı kanrı vara vara varacağı sadece ve nihayet sanrı elbet. Kalbur kalbur saman dolar zaman oldur olur sonra da sanrısı bir tanrı ve sancısı ise tanrıcığı ve tanrıcısı.

Bugünkü hukuk mevizesi işte ondan ibaret ancak. Ha sanrı ve sancı ha tanrı ve tanrıcık. Bu insan esasen ve ancak kancık. Buna hukuk yerine tutuk demek gerek. Bu tutuktan ise pek âlâ bir yurtluk çıkaracak insan oğlu insan sananlar da olsun olsun bir dolu gerzek.

Kaba ve söverek yazdığım yolunda tenkit alıyorum. Cebe ve överek mi yazmam isteniyor. Hayır. Fakat şu telkin ediliyor bana: Sanrılarımızı yaz, sanrılarımızı okuruz da sayende bir tanrı buluruz belki. Yeni bir kandırıcı doğurucu olayım yani!

Sanrıları rehber edindirme tezgahına gelemem ben…

Hukuk menfaatlerin ve mükteseplerin yerini diğeri alırken karışıklığa ve şiddete yol açmamak adına mıdır? Eğer böyledir diyorsanız bir sanrı diğerinin yerini alırken razılar yaratmak için adaleti ve devleti alet edenlere angut duruyorsunuz demektir. Kapınızın önüne park ettiğiniz arabayla şıp aklınıza geldi komşunuza ziyarete gidebilin yahut sabah işinize, şıpın işi tatile bir dağ köyüne yahut sahil köyüne… ama hiç trafik sıkışması yaşamaksızın, öyle mi? Ya da… hem o araç hem o yol evinize yahut işyerinize sipariş ettiğiniz bir ambar dolusu malı da getirsin bir torba dolusu kahvaltılık gıdanızı da öyle mi? Seyahat de hak, alış-veriş de hak ve hatta şart, bu tamam ama hem haklısınız hem trafikten şikayet ediyorsanız o zaman yeni yeni karışıklıklar ve şiddet de size müstehak. Yol nedir hikmetine riayet etmiyorsanız ben size nasıl anlatabileyim ki şehir nedir, hukuk nedir?!

Hukuk medeniyetin temel direğidir diyor zirzopun yenisi. Hukuk itaatin, ittikaın müesseseleşmesidir bi’l-akis. Ama eğer umera özel mülkiyeti yağmalamasın diye yani eşkıya-emirden mahreç sanrının önüne geçsin için ise hukuk, o istediğinizin Türkçe’si rüşvetli şeriattir muhakkak. Çünkü sen seni ve emirini hayvaniyeye riayet etmekte serbest kılmayı yol tutmuşsundur. Hukuk senin neyine!.. Zira yolculuğun belli ki bir tanrıdan diğerine. Oturmuşsun nefis eğerine, tükürmem bile senin değmezine, değerine.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s