71. Bir karar yerinden bir veda yerine fasıl fasıl tek bir candan neşettir şehir.

Bir ‘müstekarr’dan bir ‘müstevadd`’a fasılalar halinde inşa edilerek tek bir candan cana gelen şehir, helakın mı halkın mı ispatıdır? Kur’an-ı Kerim, En’am Suresi, 98. ayetinden mülhem cümleyi başlık yaptık. Şehir bir felektir. Eflakın bir meydana çıkış meyanında felaketimiz mi halikatımız mı olacağını perşembenin gelişinin çarşambadan bellenişi gibi o varıp ayrıldığımız menzillerden okuyabiliriz. Hangi müstekarr’dan hangi müstevadd’da müstakim; menzil menzil, fasıl fasıl  bellidir. Çünkü  şehir, içindeki canların yaklaşmayı ve uzaklaşmayı tercih ettiği menzillerle husule getirdiği bir canıdır.

Ama göçer hayvanların veya halkların yazdan yaza “hayat sebeplerine” akmaları da böyledir sanmayınız bu sözümüzden. Göçmez hayvanların veya halkların  “hayat sebeplerinin” onların ayaklarına gelmeleri de böyle değildir. Böyledir sanmak kah emanet yerinin kah karar yerinin mutlak “sebep” ittihaz edilmesi demek olur ki, tabiyatın, sebep yerine geçirilmesi gafletine düşeriz. Bu gaflet bizi “tabiyat” can demek olur batılasına hapseder.

Şehir topluluk konaklarından bir konak değildir diyorum ya hep; bir müstekarr olan erkek ile bir müstevadd`olan dişi halvetinden yeni canlar yeni olaylar yeni “var”lar ve “kendi”ler hasıl olmaktaysa o surette doğan bir candır şehir hatt-ı zatında. Şehir diriler ile diriliğin inşa ettiği ve diriler ve dirlik inşa eden bir “varlık”tır yani. Kendisi hem bir müstekarr veya müstevadd`dır ve hem kendisinde müstekarrları da müstevadd`ları da olan bir “var”dır. Biri diğerinin aynısı olduğu için kendinde çoğalmaya veya diğerinden gayrı olduğu için kendi aralarında çoğalmaya rabtedilir uzuvların divanı değildir şehir. Şehir bir teliftir. Sebeplerden neşv ü nemadır. Aksi halde ilk sebepten sonra, yani bir “illet” manasında giderek kendini de sebebini de eritir, söndürür, tüketir, çürütür. Şehir hem doğuş hem oluş halinde bir kaynaktır bir candır…

Ez-cümle şehir bilen insanlardan ve insanların bilişmesine medar olan müesseslerden müteşekkil kalmaz, şehir olarak devamı kendini bilen insanlar sayesindedir… kendini bilen insan şehrini de bilir ki, bu, kendini bilen şehir demek olur. Yani “insanı unutmayan şehir”. Başkası ise şehir suretinde zehir. Bu mevazı “şehir hukuku” bahsimizle mezcettiğimizde işbu tezekkürümüze müessir hikmetin nesnel tezahürü olarak “şehir hukukunda şey nedir” sualinin cevaplarını bulabiliriz ancak: Yaratım, katılım, kurulum, korunum, yaranım, ulaşım, yerleşim, iletişim, etkileşim, gelişim gibi.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s