79. Şehir nedir? Kent nedir? “medine” bir özel isim mi yoksa terim mi!

Şehri, “şu demek olur ki” babından tarif ve takdim ettik bu yazıya kadar, zaten. Dönün önceki yazılara bakın diyebilirim. Yahut bir kısacık ifade ile hatırlamanıza yardımcı olabilirim. “Şehir olumlu anlamıyla anılmaya… hem fiilde hem idrakte mihenk edinilmeye layık ve yeter seviyeye yükselmiş iskanın adıdır”. Neva ve nefa çağrıştırmasıyla yazdıklarımıza bakınız. Tabiyatıyla içindeki çekirdeğin mekansal karşılığı olarak bir şeyin, şehir, tam da o şeyin çekirdeğidir. Yani  şehir esasen hem insanın mekanı hem adeta insan mekandır. Sonradan olmadır ve fakat içine doğan insanı da inşa eden suni insandır şehir. Mahall-i insan Maa’l-insan kezalik.

Peki… kent? Kent ve şehir, müslüman idrakine yine müslüman bazı zevat tarafından iki ayrı, farklı, biri diğerine muarız şeyler olarak tarif ediliyor bugünkü günde. Burg, grad, stat, polis, city kelimeleriyle müteradifi vardır kentin diyorlar ama ne kent ne de bunlar şehir yerine geçebilir deniyor. Hatta kentin şehre işgalci dikildiği iddia ediliyor. Bahusus şehir kente tercih edilmelidir tavsiyesinde bulunuluyor.

Dahası, Medine hamaseti yapacak kadar ileri gidiyorlar. Medine ile Medeniyet örtüşmesi ve gerektirmesi yapacak kadar da ne dediklerini bilmiyor bu zevat. Bir zümre bile oluşturabildiklerini gözlemliyoruz o zevatın. Civilisation ve Medeniyet farklı şeylerdir diyorlarken ne kadar asılsız bir ayrıştırma yaptıklarını, mahut saydıkları kentten çıkmış/doğmuş medeniyet müstahzarlarını sahiplenmek tutarsızlıkları sayesinde bile farkedemiyorlar fakat. Her tür şeniyetten meşumluğuyla teşhis edilenlerin civilisation’a mı medeniyet’e mi hamledilmesi gerektiğini keşfettiklerinde de medeniyeti temize çıkarmak adına, civilisation’u itham ediyorlar. Bu muhavereyi sağlıkla yapmak dürüstlüğünü Almanlar kadar bile ortaya koyamıyorlar ama…

Kent, “santralizasyon’a uygunsa makbul değilse merdut” kararının anonim işler hale gelmiş bir muharrefidir şehrin. Bir tanesi Medyen ismiyle bugün bile malumumuz bulunan eski şehirlerden nice örneği incelemeleri gerektiği halde Fars’ın Medayin’ini, İsrailoğlunun Kudüs’ünü, bugünkü halini bile takbih edemeyecekleri Tiflis’i bilerek yahut bilmeyerek NewYork emsali Pi’Ramses veya Kardak merkezlerine vuruyorlar. Cenab-ı Allah’ın ‘ümit kesmediği” o eskidenki beldeleri, müeddep şahsiyetler, sıdkları sıyrılmaya ramak kalsa bile “terketmemişken” bugünkü müslümanlar kendilerini ne sanıyorlar da Kent’i cehenneme mahküm ediyorlar!? Medinetü’n-Nebi, risaletten 100 yıl sonra niçin terkedildiyse aynı saiklerle, aslında, şehri terkediyorlar zahir.

Şartlamak diye bir tabirimiz var bizim. İşte Medine risalet tecrübemiz uyarınca “şartlanmış” demek olur Türkçe’de. Resulullah, Dumetü’l-Cendel yahut Medayin’e hicret edebilir ve “şartlamanın örnekliği” olması kabilinden sünnetini oralarda vazedebilirdi. Veya ilk hicret mahalli olan Necaş’ta. Muhtemellerin sayısı hiç de azımsanacak kadar değildir: Daba, Sana, Ezra, ilahiri.

Kent “kendini soyut ve somut bütün kapılarından kendisine gelene/yönelene dayatan” anlamına geliyor. Çok ‘iftihar’ edilen İstanbul veya [bütün adaşlarıyla] İskenderiye, kent kelimesini takbih edenlerin bile kabul etmeyecekleri çirkinliklere borçludurlar ‘şöhret’lerini. Lakin kente aittir diye yerdikleri şeyler, şehir adı altına alıp da övdüklerinin ta kendisidir… uyanamıyorlar nasılsa.

Arifiyelerini yitirmemiş insanlar tarafından kurulur şehirler. Parazitler yüzünden kentleşir oralar. Bir yer ta ilk baştan itibaren “kent” olarak doğmaz. Ve marufesiz adam şehir hiç kuramaz. Mekke’nin kuruluşunu hatırlamak yetişir bu esası idrak etmek için. Beşeriyet bir kral’a, sultan’a, şah’a tebaa haline düşürülmüşse, yani beşeriyet insaniyete riayeti ihlal edebildikçe kendi matrahı olan şehri kentleştirir. Nasıl ki gayr-ı müslim doğmaz insan, işte aynı şekildedir şehrin doğumu. Medine’den başka şehir yoktu dünyada…  hicretten itibaren Hz. Ali’nin irtihaline kadar. Ve şimdiye değin dünyanın hiç ama hiçbir zaman “bir tane bile” şehri olmamıştır. Medeniyetçilerin kurabilmesi ise muhaldir. Kalplerindeki şehri ören yerinden de beter etmişlerdir zira.

Ey müslümanlar, mümin olduk demeyiniz müslim olduk deyiniz yahut iman ediniz de dünya bir kerecik olsun bir kere daha şehir görsün, şehre ersin inşallah. Tabi evvela tedeyyün etmeniz lazım, yani şartlanmanız efendim.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s