86. Yobaz kimdir biliyor musunuz?..

Yobaz, “sakınmalıyız dediği şeyler ile özenmeliyiz dediği şeyler arasını tefrik edemeyen” kişidir. Beykozlu’ya önayak olmak azmiyle arz-ı endam eden nice kişi aslında Beykozlu’nun yediği dayaktan sorumlu olanların karakteristiğini haizdir maalesef.

Onurlu bir yaşam için talepleri uyandırmaya çalışırken mangalda kül bırakmamacasına konuşurken gördüğümüz mesela Belediye Başkan Adayları ve Belediye Meclisi Üyesi Adayları ve bu adayları takdim eden partilerin yönetim kurulu üyeleri… aynı sıra o adaylardan hangisini tavsiye edeceklerini ve o parti yönetim kurulu üyelerinden hangisiyle boyalarının uyuştuğunu teşhis edeceklerini araştıran, kararlaştıran dernek başkan ve yönetim kurulu üyeleri “kıvanç duymak nedir kıvanç duyuracak iş nedir” biliyorlar mı Allah Aşkına!? Şu “nedir” sorularının cevabını bilmeye ve o bilgiyle bilenmeye yönelmiş olana rastlamadım. Beykoz’un gazetecileri arasında da rastgelmedim öylesi kişiye.

Ağır oldu sözüm. Ağır ol bakalım diyenleri duyar gibiyim…

Okuduğunuz bu yazıyı yazan fakiriniz, yobaz çeşitlerinden bir çeşit olmadığını mefhum-u muhalif sigasıyla ihsas ettirmekteyken, acaba, tanımını yaptığı yobazlığa bir somut örnek getirecek mi diye sormuş olmalısınız içinizden. Sormadınız mı? Elbet, arife tarif gerekmez. O yüzden sormamışsınızdır. Sormuşsanız eğer, durumunuzu, sabire teşvik gerekmez yolunda kaale alacağım. Gerçi, şehrimizde arif ve sabir mevcut bulunsaydı başka bir şehrimiz olurdu. Bu gerçeği bilmezden gelerek yazdığıma göre, demek ki ben de aranızdaki yobazlardan birisiyim.

Ezcümle… şehri turizme açmak lazım diyenler, şimdiye kadar turizmin icaplarını ihmal etmekten şikayetçi olanlar, şehri turizme açmak öyle değil şöyle olur diye akıldanelik edenler, ilahiri güya kıvanç duyuracak bir iş olarak turizmcilik yapmayı öneren ve turizmciliğe özenenler; bu gerek ve şartlar için üç lisan bilmeye senelerini harcadıktan sonra insanımıza, elin adamının b.kunu temizletmeyi kıvanç duymaya yakıştırıyorlar mı acaba? Acaba sahillerimize ve ormanlarımıza ve dahası el emeği göz nuru sanat eserlerini idrak etmeye, şehrimizin en temiz ve en leziz gıdalarına erişmek hakkını sadece ve sadece “turistik harcamaya yetesi parası olanın hakkı saymayı” övünelecek bir şey mi sanıyorlar?

Ele satacağın eğlence ve lezzet üzerinden şehrini peşkeş çekerek “karın doyuracak ekmeğe” ulaşmayı akıl kârı görmek çaresizlik ve acizlik mazeretine değil, fakat zilletin ve izmihlalin ispatına sığar ve’s-selam.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s